Geri
Çınar Harita

Devletler’in Gücü Nasıl Belli Olur?

Devletler’in Gücü Nasıl Belli Olur?
Fatih KAYHAN Fatih KAYHAN
Yayın: Güncelleme:

Devletler’in Devletlerin güç göstergesi olarak akla önce Ekonomik,Askeri ve Coğrafi özelliklerden kaynaklanan güçleri gelebilir.Ama bence bir devlet, dünyanın dört bir yanında da olsa vatandaşlarını ve soydaşlarını koruduğu,kolladığı kadar güçlüdür.14 yüzyıldan 19.yüzyıla kadar Osmanlı Devleti bunu layıkıyla başardığı için güçlü görünüyordu.O dönemlerde Osmanlı Devleti Pasaportunu almak bu zamanların Amerikan Green Kart’ını almak kadar önemliydi.O dönemin belgelerine bakıldığında Dünyanın önemli ticaret merkezlerine seyahat edebilmek isteyen tüccarların Osmanlı pasaportunu alarak rahatça ticaret yaptıklarını ve itibar gördükleri görülmektedir.Güney Afrika’da Osmanlı pasaportu taşıyan tüccarların tüm Afrika’da rahatça seyahat ettiği arşivlerde görülmektedir. Aynı durum İran,Mısır ve Hindistan bölgelerinde de geçerliydi.Ancak bu durum 19.yüzyılın ortalarından itibaren ise kan kaybetmeye başlayan Osmanlı Devleti’yle birlikte tersine dönmüş kapitülasyonların tanıdığı haklar yüzünden gayri Müslim tebaasına geçişler artmıştı.Yaşanan 1.Dünya Savaşıyla birlikte bırakın Devlet korumasını,artık vatandaşı Osmanlı Devleti’ni korumak zorunda kalmıştı.(Allah bir daha yaşatmasın).Ardından topyekün bir başkaldırıyla yaptığımız Kurtuluş Savaşı’yla bağımsızlığımızı kazanmıştık.Ancak eski itibarlı dönemlerimiz mazide kalmıştı.


Her ne kadar bazı çevreler kabul etmese de Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı Devleti’nin devamı olan bir ülkedir. (Ki Osmanlı’dan kalan borçları kabul etmemiz bunun en önemli ispatıdır.)İşte burada Osmanlı’nın kaybolan itibarını yerine getirmek de Türkiye’ye düşer. Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslar arası seviyede hedefi bence şu olmalı. Öyle güçlü ol ki Dünya’nın her yerinde Türkiye Cumhuriyeti pasaportunu gösteren vatandaşların itibar sahibi olsun. Şuan bu satırları ilk gördüğünüzde aklınıza “Hadi canım nerde, Konsolosluklarda vize için sürünen bizler nasıl olur da o hale gelebiliriz? ” diyebilirsiniz. Ama bir söz vardır.” Her çıkışın bir inişi,Her inişin bir çıkışı vardır.”


Dünya’da yaşanan bu ekonomik kriz ortamı sonrası neler yaşanabileceğini kimse kestirememekte. ABD ve Batı öncülüğünde devam eden sistem çöküşün eşiğine gelmiş durumda. Krizle birlikte hangi ülke dünya sahnesinde aktif roller alacak? Rusya,Çin,Hindistan ilk akla gelenler.Peki Türkiye neden olmasın?


Türkiye dış politikasında son dönemde yapılan işler önemli.Örnek verirsek BM Güvenlik Konseyi Geçici üyeliğine aday olmamız önemli bir adım.Büyük ihtimal İzlanda ve Avusturya’ya göre seçilme oranımız da yüksek.Yıllardan beri arka plana attığımız Afrika ve Ortadoğu ülkeleriyle temasları artırmamız önemli gelişmeler.Ancak bunlar yeterli değil.Türkiye’nin her yönden güçlü görünmesi gerekmekte.Mesela son olarak Batı Trakya’da Türklere ait vakıf binalarının sistematik bir şekilde yıkılması konusu çok önemli.Yol çalışmalarını bahane ederek Gümülcine Belediyesi’nin Tarihi cami,çeşme ve türbeleri yıkması kabul edilemez.2 gün önce son olarak Celal Bayar Lisesi yurdu yemekhanesi belediye tarafından yıkıldı.Bu yaşananlara sessiz kalmamamız Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarını yükseltirken aynı zamanda ülke vatandaşlarına ve soydaşlarımıza özgüven verecektir.Şuana kadar Ankara’dan bir tepki gelmemesi üzüntü verici.Yunanistan her fırsatta Ruhban okulu açılması gibi konuları tartışmaya açarken kendi topraklarında azınlık gördüğü soydaşlarımızın vakıf mallarını haksız bahanelerle yıkıyor.Bildiğim kadarıyla Lozan Anlaşması’na da aykırı bir davranış.


Haklılığımız bu kadar açıkken Türk Dışişleri’nin bu konuda acilen aktif rol alması gerekiyor. Sonuçta bu yıkımları durdursalar ne kazanırız demeyin.Büyük devlet olmak istiyorsak soydaşlarımıza ait malların kılına bile dokundurtmayacağı mesajını vermemiz gerekiyor.Sadece bu olay değil.Tüm bu tip durumlarda Türk vatandaşlarının ve soydaşlarımızın haklarının korunması uluslararası ilişkilerde ülkemize itibar kazandıracaktır.Almanya başta olmak üzere Avrupa’da yaşayan gurbetçi vatandaşlarımızın her türlü durumu yakından takip edilmelidir.Özellikle entegrasyon adı altında 3.kuşak gençlerimiz kültürel bir yozlaşmanın içinde girmiş durumda.Ayrıca geçen sene yaşanan yangın hadisesinde failler hala bulunamadı.Konunun Alman makamlarınca üstünün örtüldüğüne yönelik ciddi şüpheler mevcut.Avrupa’da artan milliyetçilik akımları tehlikeli durumlara gebe olabilir.Sadece Milli maçlarda alacağımız galibiyetlerle gurbetçi vatandaşlarımız avutulmamalı.İstihbarat yetkililerimiz vatandaşlarımıza yönelik olası saldırıları önlemek adına oralarda faaliyete geçirilmeli.


Ha bu arada Maliye Bakanlığımız Global Krize önlem almak için yakında Gurbetçi vatandaşlarımızdan Türk Mali sistemine yapılacak para girişlerinde kaynak sormayacakmış. Yüzümüz olsun bari diyeceğim.


Çok mu Materyalistiz?


Selamlar


Fatih KAYHAN

#

Yorumunuzu Ekleyin

Adı-Soyad
E-Posta
Yorum
İşlemin Sonucu
  • Yorumlar T.C. Yasalarına aykırı olamaz.
  • Hakaret içeren yorumlar, yayınlanmasa bile yasal mercilere iletilebilir
  • KVKK Kapsamında, bilgileriniz, yasal merciler hariç kimseyle paylaşılmaz.
  • Formda doldurduğunuz bilgiler ve IP adresiniz sisteme kaydedilir.
  • Yorumunuz onaylanıp yayınlandığında, sadece yorum, isim ve yorum tarih saati gösterilir.
Yorum Ekle

Yorumlar

ZAMAN
21.10.2008 / 14:59:00
değerli arkadaşım ikinci paragrafta bahsettiğin Osmanlı nın devamıyız terimini desteklemek için verdiğin örnek doğru değildir. Çünkü Lozan Antlaşmasında Türkiye olarak bu coğrafya da tanınmak için Osmanlının genel borçlarından 1912 yılından önceki kısmının % 62’sini, bu tarihten sonraki kısmının da % 76’sını ödemeyi kabul etmiştir. Osmanlını geriye kalan borçlarını da Osmanlı toprağını alan diğer devletler kabul etmiştir. Bu durumda, siyasi ve diplomatik açıdan o dönemde böyle bir olay yaşanmıştır. Biz devlet kültürü olarak Osmanlının devamı değiliz.Bizlerin atası Osmanlı olabilir ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti Osmanlının devamı değildir.
Fatih KAYHAN
24.10.2008 / 12:02:00
Yorumun için teşekkürler. Ancak yorumuna katılmadığımı ifade edeyim. Yazımda Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı’nın tüm borçlarını kabul etmiştir diye bir ifade kullanmadım. Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı’dan devraldığı borçları ödemesi 1950’lili yıllara kadar devam etmiştir. Bu sadece bir kanıttır. Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı Devleti’nin devamı olduğuna dair daha birçok kanıt vardır.Günümüzdeki Jandarma,İtfaiye,Zabıta gibi kurumların kuruluş yıllarlına bir bakarsan 1800’lü yılları göreceksin.Demekki devlet kültürü olarak Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı’nın kurduğu kurumlara sahip çıkarak devam ettirmiştir.Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı Devleti’nin devamı olmadığını söylemek Osmanlı Tarihi konusunda taraflı tarafsız herkes tarafından bir duayen olarak kabul edilen İlber Ortaylı’nın ifadesiyle “gereksiz bir tartışma”.Aşağıda İlber Ortaylı ile yapılan bir görüşmede bu konuyla ilgili yaptığı açıklamayı görebilirsin:
Fatih KAYHAN
24.10.2008 / 12:05:00
- Osmanlı bugün devam ediyor mu? Devam ediyorsa nasıl devam ediyor? İlber Ortaylı: -Osmanlı bugün devam ediyor. Tarihte süreklilik vardır, bu unutulmamalı. Ne kadar kırsan da devam eder. Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerinde kurulduğu topraklar Osmanlı’nın anavatanıdır. Bu nedenle cumhuriyetle beraber devlet devam ediyor, diliyle, diniyle, toprağıyla ve insanlarıyla. Yani bu bir kimliktir, biz işte bilmem nerelerden gelmişiz.Ve çok fark ediyor, mesela bir Kırımlı daha yakın buraya bir Boşnak çok daha yakın dili başka olmasına rağmen bir Arnavut daha yakın. Bunlar hep Osmanlılık. Yani Özbek mi bu şahıslara çok benziyor, yoksa Arnavut mu? Ortada imparatorluğun ve kültürün ne olduğu, tartışılacak konu değil. Saltanat ve hilafetin kaldırılmasıyla Osmanlı’nın kurumsal yapısının ortadan kalkmadı. Saltanat ve hilafetle devletin iktidar yapısında bir değişiklik oldu; ancak devlet kurumlarının pek çoğu varlığını sürdürdü.

GENEL BİLGİLER

Geyve Otobüs Saatleri

Geyve Otobüs Saatleri

Geyve - Adapazarı, Adapazrı Geyve Otobüs sefer tarifesi. Geyve otobüsü kaçta kalkıyor? Adapazarından son Geyve Otobüsü, Sefer tarifesi, geyve koop otobüs